İçimizdeki İsrail'in kurumsal gazetelerinden Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar, bugünkü köşesinde, İçimizdeki İsrail'in önemli ailelerinden gizli Karay Yahudisi Ülker'lere ait olan Yıldız Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker ile arasında geçen diyaloğa yer verdi...
Ülker, Kripto Yahudilerin, Karay Yahudilerinin, Sabetayistlerin ve Masonların mı? Ülker Gerçekleri... Bu blog Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya tarafından yayınlanmaktadır. Akademi Dergisi kamu yararına bir e-dergidir.
mehmet fahri sertkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet fahri sertkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beklenen oluyor, temiz eller operasyonundan endişe eden Ülker, gayr-i menkulleri de elinden çıkartıyor... | Akademi Dergisi
İçimizdeki İsrail'in kurumsal gazetelerinden Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar, bugünkü köşesinde, İçimizdeki İsrail'in önemli ailelerinden gizli Karay Yahudisi Ülker'lere ait olan Yıldız Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker ile arasında geçen diyaloğa yer verdi...
Ülker grubu gibi Doğan grubu da panikledi: İçimizdeki İsrail'in patronlarından Aydın Doğan da geri çekildi. | Mehmet Fahri Sertkaya
Türkiye’deki tek gerçek paralel devlet olan İçimizdeki İsrail’in cemaat gazetelerinin ve televizyon kanallarının resmiyetteki/görünürdeki sahibi değiştirildi.
Bu habere sadece Akademi takipçileri şaşırmaz…
Bünyesinde Hürriyet, Fanatik ve Posta gazeteleri ile Kanal D ve CNN TÜRK kanallarını da bulunduran Doğan Medya Grubu, Demirören Grubu’na satıldı.
Normal işleyen, gerçek bir hukuk devletinde çoktan Aydın Doğan ve çalışma arkadaşlarına paralel devlet ve terör/ihanet örgütü operasyonu yapılırdı. Bir seneye yakındır, Aladağ yurt yangını üzerinden yaptıkları ahlaksızca ve Allahsızca basın/medya lincinin, Türk ve İslam düşmanlığının sonrasında, yüksek sesle gerçek kimliklerini ve hedeflerini ve bağlantılarını deşifre ettiğimiz halde direnmeye çabalayan kripto Yahudi Aydın Doğan ve ekibi, resmiyette kendisine ait gözüken İçimizdeki İsrail’in kurumsal gazete ve televizyonlarını, içimizdeki İsrail’in başka bir aktörü olan Demirören’e 'resmiyette' devir etti.
Gerçek sahibi CIA olan Youtube, içimizdeki İsrail'i ve Karay Yahudisi Ülker'leri korumak için despot tavırları açıkça sergiledi. İşte Youtube'un gerçek yüzü... | Mehmet Fahri Sertkaya
Gerçek sahibi CIA olan Youtube, içimizdeki İsrail'i ve içimizdeki İsrail'in projesi olan AKPKK'yi, milletimize ve devletimize kurulan tuzakları, yapılan ihanetleri, somut yüzlerce delili ile ifşa etmemize daha fazla müsaade edemedi ve daha önce defalarca yaptığı gibi, hukuk tanımaz, aldatıcı, Ali Cengiz oyunları dolu tavırlarla, kanalda sıkıntılar çıkarttı. Şu anda, 'Süleymancılar Cemaati | Akademi Dergisi' isimli kanalımıza yönetici girişi yapamıyoruz, kanala erişemiyor ve kontrol edemiyoruz.
Önce, hiçbir telif ihlali olmayan, Karay yahudisi Ülker'leri, ihanetlerini, vahim suçlarını, 1 Nisan reklamı olarak bilinen acayip reklamının asıl hedefini, arka planını ve Ülker'lerin bağlantılı olduğu AKPKK'yi ifşa eden videomuzda, görsel telif hakkı ihlali olduğunu iddia etti gerçek sahibinin CIA olduğu somut çok sayıda delili ile ispat edilmiş olan Youtube... 17 dk. lık söz konusu videomuzun bir saniyesinde bile telif hakkı ihlali yoktu. Zaten, öylesine zorlandı ve öylesine acınası hallere düştü ki Youtube, otomatik ihlal yakalayan algoritmaları bir sorun görmediği halde, gözle tarama yapmışlar ve insan gücü, insan gözü ile tarama yaptıkları halde, videomuzun hangi dakikasında, hangi görselin telif hakkı ihlali olduğunu bile yazamamışlar.
Karay Yahudisi Berksan'lara ait olan Ülker'in tartışmalı 1 Nisan reklamını aslında kim hazırladı? | Bobiler.org internet sitesi, paylaşımları neden kaldırdı? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi
SAĞLAM TEMİZLİK YAPMIŞLAR
Bu sayfaların içeriği artık yok, kaldırmışlar.
Arama motoruna ''www.bobiler.org ülker 1 nisan şakası'' yazıp aratın.
Aşağıdaki resimlerde gösterildiği gibi yaparak, arama motorunda sıralanan ilk iki sayfayı önce normal olarak açın, sonra önbellekten, yedeğe alınmışını açın. Farkı görün...
AKİT TV sunucusu: Ülker aleyhinde attığım twitten sonra işimden kovuldum. FETÖ Adapazarı Şeker Fabrikası'nı kumpasla ele geçirip Ülker'e devir etti. | Akademi Dergisi
Akit TV Muhabiri Ali Asım Ağaoğlu, Ülker grubu aleyhinde tweet attığı için gazetesinden kovulduğunu söyledi.
Ağaoğlu, sosyal medya hesabından:
➥ "Şahsi Twitter hesabımdan geçen hafta Ülker ile ilgili attığım ve yarım saat sonra reklam aldık onlardan diyerek sildirilen twitim nedeniyle olduğu eklenmemiş ilişiğimin kesilme nedeni" diyerek bir açıklama yaptı.
Asım Ağaoğlu açıklamasının devamında da;
➥ "Twitin konusu Fetönün Adapazarı şeker fabrikasını kumpasla ele geçirip Ülker'e peşkeş çekmesiydi. Bende kendilerine teşekkür ediyorum ve Medyum Memiş ile başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.
AKİT TV'nin Facebook sayfasından:
➥ "Sayın Ali Asım Ağaoğlu'na kanalımıza vermiş olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür eder, bundan sonraki iş hayatında kendisine başarılar dileriz" mesajını paylaşmıştı. (T24)
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Böcekten gelen lezzet: Sözde muhafazakar holding Ülker ve ürünlerindeki böcek leşi Carmin gerçeği | Akademi Dergisi
BÖCEKTEN GELEN LEZZET: ÜLKER...
İşte böcekten elde edilen 'Karmin' isimli renklendiriciyi en çok kullanan markalar ve ürünler...
Son günlerde gıda sektöründe arka arkaya gelen olumsuz haberler tüketicilerinin güvenini zedelerken, günlük hayatta çok sık kullanılan ürünlerde sağlığa zararlı maddelerin bulunması tüketicilerin tedirginliğini arttırıyor. Gıda skandallarına hergün bir yenisi eklenirken, piyasada satılan balların sahte olduğu yönünde çıkan haberleri zeytinyağında hile şüphesinin takip etmesinin ardından salam, sosis ve sucuklarda virüse rastlandığına yönelik haberler, tüketicilerin sektöre olan güvenini kaybetmesine neden oluyor.
Geçtiğimiz günlerde, Starbucks'ın, çilekli Frappuccino içeceklerinde hayvansal boya maddesi olan karmini kullandığını kabul etmesiyle farklı gıda maddelerinde kullanılan Karmin yeniden tartışmaya açılmış oldu.
Konservelerde renklendirici olarak kullanılmasının yanısıra meyveli süt, yoğurt, bisküvi, dondurma, reçel, soslar, meyve suları, et ürünleri, şekerleme ve sakız gibi bir çok gıda ürününde kullanılan karminin tüketiciler tarafından çokça tüketildiği ortaya çıktı.
‘Cochineal’ adlı böcekten elde edilen ‘karmin’ isimli renklendiricinin şimdilik bilinen tek zararının alerjik reaksiyonlara yol açması olduğu bildiriliyor.
İŞTE EN ÇOK KULLANAN MARKALARDAN BAZILARI
Karmini en fazla kullanan markaların başında Ülker, Kent, Eti, Dr Oetker, Danone, Pınar, CocaCola, Pepsi, Algida, Unilever, P&G, Capy, Panda, Nestle, Kraft, ... geliyor.
TÜRKİYE'DE SATILAN VE KARMİN İÇEREN BAZI ÖRNEKLER
SÜTLÜ GIDALAR
➥ Danone - Danette, çilek aromalı puding,
➥ Danone - Çilek aromalı süt,
➥ Pınar - Çilekli süt
➥ Ülker - İçim, çilekli puding
➥ SAKIZ
➥ Vivident - xylit Cube, nar ve fuji elma aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız
➥ Vivident - xylit Aqua Gum, meyve aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız
➥ Vivident - xylit 2 Fruit, çilek aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız
➥ Big babol - çilgın meyveler balonlu mega draje sakız
➥ Kent Şıpsevdi - meyve aromalı şekerli balonlu sakızlar
➥ Kent Bubbaloo - Mega, karışık meyve ve kola aromalı şekerli balonlu sakızlar
➥ Kent First - tatlı & ekşi çilek aromalı tatlandırıcılı şekersiz draje sakız,
➥ Vivident - cilek ve mandalina aromalı şekersiz şerit sakız,
➥ Vivident - çilek ve karpuz aromalı sıvı dolgulu tatlandırıcılı draje sakız,
➥ Mentos - çilek ve limon aromalı sıvı dolgulu tatlandırıcılı draje sakız,
➥ ŞEKERLEME, BİSKÜVİ, KEK, GOFRET VE SOSLAR
➥ KENT - Jelibon, karışık meyve aromalı yumuşak şeker
➥ KENT - Pop Tip, Ahududu aromalı draje şeker
➥ ETİ - Kaymaklım, çilek yoğurt kremalı sandviç bisküvi
➥ DR.OETKER - Böğürtlenli sos,
➥ ÜLKER- Lollipop, meyve aromalı karışık top şeker
➥ ÜLKER - Kremini, meyve sulu toffe şekerleme çilekli
➥ ÜLKER - Ufo, kakaolu draje
➥ ÜLKER - Çokomel, çilek aromalı marshmallowlu bisküvi
➥ ÜLKER - Dankek, çilek soslu kek
➥ ÜLKER - Çilek aromalı kremalı gofret
➥ ÜLKER - Kekstra çilekli kek
➥ BİSKOT/ÜLKER - Halk Bitanem, kırmızı meyveler kremalı sandviç bisküvi
KARMİN NEDİR?
Hayvansal kaynaklı bir boya maddesi olan Karmin, asırlardır kullanılmaktadır. Keşfi ise İspanyolların Latin Amerika'yı keşfine kadar dayanır. Avrupa'ya girişi de işte bu yıllarda gerçekleşir. Karmin, Mexiko ve Peru'da yetişen ve besin maddesi olarak kaktüsü seçen Coccus cacti adlı böceğin dişisinin kurutulup öğütülmesinden elde edilir.
İŞTE O BÖCEK VE ONDAN ELDE EDİLEN KATKI MADDESİNİN KÜNYESİ
E Kodu : E120
Adı : Karmin, Kokhineal
Latincesi : Kokhineal
Menşei : Hayvansal
Açıklama : Kırmızı gıda renklendiricisi olup, Dactylopius coccus adlı böceklerden elde edilir. E120 (i) saf renklendiriciyken E120 (ii) ham ekstraktır. Birçok üründe kullanılmakta. FSA’ya göre bazı insanlarda aşırı alerjik reaksiyonlara ve anafilaktik şoka neden olur. Astıma neden olabilir. Bazı durumlarda hiperaktiviteyi arttırdığı rapor edilmiştir. Müslümanlar ve vejetaryenlerin sakınılması önerilir.
Ülker bir gizli Yahudi tuzağı mı?
Deşifre oldukça vaziyeti kıvırmaya çalışan ÜLKER'in Türkiye Finans kurumundaki Suudi ortağı | Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya
Siz muhafazakar olmasanız, bir bankaya mı ortak olursunuz yoksa bir faizsiz finans kurumuna mı?
"Biz iş yapış şekillerimizde hiçbir zaman muhafazakar olmadık." diyerek bütün bir toplumun önünde yalan söyleyen, onlarca yıldır müslümanları "kek" leyen, İslami holding gözüküp, 'Bize baskı yapıyorlar. Bize TSK'de bile ürün sattırmıyorlar'' taktikleri ile içinden vuran, güvenlerini kazanıp böcek pisliği yediren, toptan gıda satış marketinin ismine kadar her şeye "BİZİM" ismini koyan, bu oyun tutsun diye çok sayıda cemaat ve tarikatın eğitim faaliyetlerine maddi destek veren, İlim Yayma Cemiyeti ile bile organik bağları olan Ülker'lerin, hususiyetle kripto Yahudi Murat Ülker'in gözüne sokulur:
➥ "200'ü aşkın şubesi ve 3.600'ü aşkın çalışanıyla 1 milyondan fazla müşterisine hizmet veren Türkiye Finans’ın yüzde 60 hissesi 31 Mart 2008 tarihinde Ortadoğu’nun en önemli bankalarından ve Suudi Arabistan’ın en büyük bankası olan The National Commercial Bank (NCB) tarafından satın alınmıştır. Yeni ortaklık ile Boydak ve Ülker Grupları’nın yanına eklenen bu büyük güç sayesinde daha da gelişen Türkiye Finans, öncü katılım bankası olma vizyonunu sürdürmektedir."
| Türkiye Finans resmi internet sitesi
Kripto Yahudi firması Ülker deşifre olunca taktik kıvırmalar başladı: 'Ülker hiçbir zaman muhafazakar olmadı.' | Akademi Dergisi
Gerçek yüzü hızla deşifre olmaya devam eden Ülker, taktik hareketlerle vurguna devam etmek gayretinde. Bunlar koskoca bir millet ile bir de alay edip dalga mı geçiyorlar? Sokaktaki insana "Ülker İslami bir firma mı?" diye sorulduğunda on kişiden dokuzu hiç düşünmeden "Evet." diyorsa, Ülker kendini onlarca yıldır İslami göstermeden halkın tamamında böyle bir algının oluşması mümkün müdür?
Bu yaptıkları:
➥ "Biz sizi onlarca yıdır 'kek' ledik... Aslında İslam düşmanı Yahudilerdendik. Bütün ortaklarımız Yahudi, Ermeni, Rum, Sabetayistler ve Masonlardı. Güzel de oynadık ama ne yapalım deşifre de olduk nihayetinde."
diyememenin ve iddialar/ispatlar karşısında sessiz de kalamamanın bir tezahürü mü?
Muhafazakar gelenekten gelenlerin yakından tanıdığı Yıldız Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, iş hayatında hiçbir zaman muhafazakar olmadıklarını söyledi.
Hürriyet'ten Sefer Levent'e konuşan Ülker, Türkiye'de muhafazakar işadamı diye bir kavram olduğunu ve kendilerinin bu kavramın dışında kaldığını belirtti.
"Türkiye’de bir kavram var. ‘Muhafazakâr işadamı.’ Ülker hiçbir zaman iş yapış şekillerinde ve iş tutuş biçiminde muhafazakâr olmadı. Çağın şartları neyse, her daim o şartlara ayak uydurmaya çalıştık. Godiva’yı aldıktan sonra nelerin değiştiği konusunda birkaç not aktarmak isterim. Oynadığımız oyun değişti, ligimiz değişti, tüketicilerimiz değişti, çalışanlarımız değişti global olduk. Bu globallik bize ne sağlıyor? Ortak satın alma, ortak inovasyon ve global satış kanalları arasında sinerji oluşturabilmeyi sağlıyor. Ülker’in zaten yurtdışında işleri, fabrikaları vardı. Bundan cesaret alarak şimdi Uzakdoğu gibi yeni piyasalarda da iş yapabilir miyiz diye bakıyoruz. Kısacası, dünya kazan biz kepçe gezip duruyoruz."
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Ülker bir kripto Yahudi tuzağı mı? 'Sabri Ülker'i bir de benden dinleyin!' | Akademi Dergisi
Yeni Şafak Gazetesi'nde dün Sabri Ülker'i anlatan yazının ardından Odatv yazarı Erroll Gelardin, bir başka Ülker hikayesi anlattı.
İşte Gelardin'in Ülker yazısı:
➥ Ülker Fabrikasi, Beşler Bisküvi Fabrikası’nda çalışan Asım Berksan, merhum kayınpederim Hayim Vitali Nahum, Palasko (Rum) ve Asım’ın kardeşi Sabri Berksan beyler tarafından Sirkeci’de ufak bir odada kurulmuştur.
Merhum kayınpederim Hayim Vitali Nahum’un anlattıklarını size anlatacağım:
➥ Kırım Tatarlarından gelen bir ailenin çocukları olan Berksanlar’ın büyük ağabeyleri Asım, Beşler’de isçi iken orada çalışan bir Musevi kızına aşık olmus ve Vitali Bey’in araya girmesi ile bu iki fakir genç evlenmişler. Beşler’in işi bozulduğunda kendilerine geçim yolu arayan Vitali Bey’in arkadaşı Asım’a yaptığı teklif üzerine Ülker Şekerleme diye bir işyeri kurmuşlar ve şekerleme işinin üstadı olan Rum asıllı Palasko adlı biri ile de anlaşmışlar ve 4 ortak olarak işe başlamışlar.
Zamanla zenginleşmeye başladıklarında Palasko işten ayrılmış ve 3 ortak olarak ve kollektif şirket halinde işe devam edilmiştir. İşler daha da iyileştiğinde Berksanlar soyadlarını ÜLKER’e çevirmişlerdir.
Yani Sayın Sabri Ülker Bey’in beyan ettiği gibi kendisi ÜLKER’i kurmamıştır. Ülker’i kuran Hayim Vitali Nahum ve Asım Ülker’dir. Sabri Bey’i, Asım Bey kardeşi olduğu için ortak yapmıştır. Sabri Bey, o sıralarda üniversite örgencisi idi. Hiç bir şekilde fabrika ile alakası yoktu.
Sabri Bey üniversiteden döndükten sonra karşısında 2000 kişiyi aşkın işçisi olan bir fabrika bulmuştur. Bu iki parasız meteliksiz kişinin Ülker’i büyütebilmelerinin yegane sebebi Hayim Vitali Nahum’un kendi çevresinden faizle para bulmasından dolayıdır. Bu gün kendini dini bütün Müslüman kabul eden Sayın Sabri Ülker, fabrikasını faizle tefecilerden alınan paraya borçludur.
Sabri Bey, daha sonra Vitali Nahum’u ortaklıktan çıkarmıştır. Kayınpederime göre kendisinin hakkı yenmiştir. Çünkü kendisine ödenen para muhasebe defterlerindeki rakamlara göre yapılmıştı.
Mesela bir milyon lira eden fırın defterlerde amortismanla 50 bin liraya düşmüş ve 50 bin lira üzerinden payı ödenmiştir. Keza binalar, keza kamyonlar keza her şey…
➥ “Ben dini bütün Müslümanım, kimsenin hakkını yemem” düsturu altında yapılmıştır.
Sayın Asım Ülker ile Vitali Nahum’un arkadaşlığı hiç bir zaman, herşeye rağmen bozulmamıştır. Asım Bey’in asıl adı Fani olan eşinden olan çocukları, Musevi dinine göre Musevidirler.
İsrail’e göç etmek isterlerse İsrail vatandaşlığını otomatikman alırlar. Fani Hanım’ın Müslümanlaşmış olması fark etmez.
Sayın Sabri Bey’in ömrü uzun olsun ama kayınpederimi görmeye gitmeden evvel, bir kere de bunları okusun ve yaptıklarının ne kadar güzel şeyler olduğunu görsün dedim.
| Erroll Gelardin
Odatv.com
10.01.2011 21:56
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Ah Sabri Abi! Vah Sabri Abi! Yoksa sen de mi? Ülker de Kripto Yahudilerin mi? | Akademi Dergisi
Ülker, Türkiye Müslümanlarının yediği en büyük gollerden biri mi?
Ülker, Sabetaycılar, Masonlar, Ermeniler ve daha kimler kimler, neler neler...
Ah Sabri Abi! Vah Sabri Abi! Yoksa sen de mi?
Ülker de Kripto Yahudilerin mi?
Noktasına ve virgülüne dokunmadan ve hiçbir yoruma tabi tutmadan, Ergün Poyraz’ın “Musa’nın Mücahidi” isimli kitabından alıntılıyoruz.
Ülker'den Bir İlk Daha: 18.07.2006 tarihinde Ülker'in İnternet sitesinde, "Kolesterolü düşürmenin doğal yolu Benecol, 22 ülkeden sonra şimdi Türkiye'de..." başlıklı yazıyla yeni ürününü şöyle tanıtıyordu:
➥ "Yıllardır tüketicilerin beklenti ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılama misyonu ile hareket eden Ülker, sonsuz tüketici mutluluğu hedefi ile çalışmalarına sürekli hız veriyor. Sağlıklı ve kaliteli ürünler sunmak ilkesinden asla vazgeçmeyen Ülker, bu gaye doğrultusunda önemli bir sosyal sorumluluk bilincinin oluşmasına da öncülük ediyor. Son girişimi ile fonksiyonel gıda sektörüne giren ve kolesterol düşürücü Kalbim Benecol ürün serisi ile kalbinizin en büyük dostu olmaya hazırlanan Ülker, gıda sektöründe bir atılıma daha imza atıyor.
Kalp ve damar sağlığı için çağımızın en önemli risk faktörlerinden birini oluşturan kolesterolü düşürmek ve kontrol altına almak konusunda dünyaca tanınan Benecol ismi; Ülker güvencesiyle 22 ülkeden sonra Türk tüketicisiyle buluşuyor. Yoğurt, yoğurt içeceği, süt ve margarinden oluşan ürün yelpazesiyle Ülker Kalbim Benecol'ün basın lansmanı, Ülker İstişare Konseyi Üyesi & Grup Sözcüsü Metin Yurdagül, Gıda Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, Raisio Life Sciences Başkanı Jukka Lavi, Türk Kalp Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Yıldırımakın ve Prof.Dr. Osman Müftüoğlu'nun katılımıyla 18 Temmuz 2006 tarihinde Swiss Otel'de gerçekleştirildi..."
Ülker, Raisio Life Sciences Başkanı Yahudi Jukka Lavi, Türk Kalp Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Mason Çetin Yıldırımakın ile elele yaptıkları toplantıda:
➥ "Türk Kalp Vakfı tarafından da desteklenen Kalbim Benecol ürün serisi ile Ülker, doğal, keyifli ve kolay yoldan kolesterol kontrolüne olanak sağlayacaktır." diyordu.
Yine aynı günlerde Ülker grubunda umum müdürlük yapmış, Murat Ülker ve ailenin diğer fertleri ile ortaklık yapmış, yine Ülker ailesi ile beraber yaptıkları faaliyetler sonucunda "dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık" iddiaları içeren müfettiş raporları düzenlenen Unakıtan'ın başında bulunduğu Maliye Bakanlığı, kalp sağlığı için en hayati önem taşıyan kolesterol düşürücü ilaçların ödemelerini adeta durduruyordu. Bakanlık bunu heyet raporuna bağlamış, kolesterol ilaç alımı sonucu biraz düşünce ödemesini ve yazılmasını önlemiştir.
Tıptan ve kalp sağlığı ile en ufak bir ilgisi olan insan bilir ki bu ilaçlar ömür boyu alınmak zorundadır. İlaç alımına ara verilince kolesterol yine yükselecektir. O zaman gelsin Benecol'ler...
Ülker'in ortakları arasında Başbakan yer almış, Kola Turka şapkası giyerek pozlar vermiş, açılışlarda Kola Turka'yı elinden düşürmemiş, arabasından çocuklara Ülker mamülleri dağıtırken gazetelerde ve Tv'lerde görüntüleri yayınlanmıştı. Asıl soyadları Berksan olan Ülkerler, Kırımdan göçen ve Yahudi soyundan gelen isimlerin ağırlığı olan bir şirketti. Burası da Kırım kökenli Rus Yahudilerinin adeta karargahı idi. Yani Musa'nın ticari sahada faaliyet gösteren şirketiydi. Bu gruba bağlı şirketlerden Ülker Gıda'da Bülent Arınç'ın bacanağı Süleyman Kaya, fabrika müdürü olarak çalışıyordu. Masonları Hiram Usta'nın kulları olarak niteleyen Arınç, Ülkerlerin Masonlarla ortak faaliyetleri hakkında nedense konuşmuyordu. Bunlardan biri de Ülker'in finansör olduğu Mozart Günleri idi. Bilindiği gibi Mozart, Müslümanların ve Türklerin yok edilmesini isteyen bu konuda şiirler yazan bir alçaktı.
Onun bu özelliği herkesçe bilinmesine rağmen, kanında zerre kadar Türklük, kalbinde zerre kadar Müslümanlık taşıyan bir insan Mozart'ı övebilir mi?
Türk ve İslam Düşmanı Mason Mozart ve Ülker
Hürriyet Gazetesi'nden Mason Doğan Hızlan, 2 Mart 2006 tarihli "Mozart Günleri" başlıklı yazısında; Ülker grubunun Türk ve İslam düşmanı mason Mozart'ın kutlamalarına verdiği desteği şu sözleri ile anlatıyordu:
➥ "Ülker Müzik Günleri'nin bu yılki adı: "Mozart'la Sonsuzluğa Yolculuk" Wolfgang Amedeus Mozart'ın doğumunun 250. yılında, konserler, etkinlikler 11 ile 13 Mart 2006 arasında gerçekleştirilecek..."
Doğan Hızlan'ın yazısından açıkça görüldüğü gibi, Türk ve İslam düşmanı mason Mozart'ı kutlama günlerinin finansmanını "Ülker" firması karşılıyordu.
Aynı Ülker grubunun ilanla ve her daim desteklediği Andante Dergisi'nin Ocak-Şubat 2006 tarihli 20. sayısının 14. sayfasında "Bu Şarkıyı Hampson'dan Dinleyin" başlığı altında, Mozart'ın, zil ve davul gibi Türk enstrümanlarını da kullanarak, 'İmparator olmak istiyorum' adlı bir Alman savaş şarkısı bestelediğini, bu parçayı Osmanlı'ya savaş açmaya hazırlanan İmparator II. Jozeph'in ısmarladığını anlatıyor ve şarkının ilk dörtlüğünü şöyle veriyordu.
"İmparator olmak istiyorum
Silkelemek istiyorum Doğu'yu,
Titretmek istiyorum Müslümanları,
Konstantinopolis benim olmalı..."
Ermeni Hırant Dink'in; "Türk'ten boşalacak zehirli kanın Ermeni'nin temiz kanı ile değişeceğini" söylediği, sözlerden savcılığın beraat ettirilmesini istemesinden, İstiklal Marşına karşı yaptığı saygısızca açıklamalarının ardından hiçbir tepki almamasından olacak, Ülker grubu çıtayı yükseltiyor, Mozart isimli Masonu göklere çıkaran yayın ve etkinlikleri, Müslüman Türk milletinden kazandığı paralarla finanse ediyordu. Ülker'in desteklediği yayında Mozart'ın yukarıdaki şarkısının sözlerinin altında şunlar da yazılıyordu:
➥ "Thomas Hampson, çok başarılı bulunan bu albümde Mozart'la birlikte, Haydn, Beethoven ve Schubert'in şarkılarını, Nikalaus Harnoncourt yönetimindeki Concentus Musicus Wien topluluğu eşliğinde söylüyor..."
12 Mart 2006 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Ülker'in "Mozart'la Sonsuzluğa Yolculuk" başlıklı reklamları yayınlanıyordu. Atatürkçü (!) Cumhuriyet Gazetesi, İslamcı-muhafazakar Ülker, İmparator olmayı; Türk illerini silkelemek, Müslümanları titretmek ve İstanbul'u Bizans yapmak için isteyen Mason Mozart...
Ne üçlü ama...
Türk ve İslam düşmanı Amadeyyus Mozart'ı, yerli(!) masonlar Mimar Sinan adlı dergilerinin 80. sayısında şöyle ululuyorlardi:
➥ "Kâinatın ulu yaratanı, zaman zaman, dünyaya dahiler gönderir. İnsanlığı kurtarsın, Nuruziya'ya kavuştursun diye! 1756 yılının 27 Ocak günü, Salzburg'un, bugünkü adı Getreidegasse olan, dar bir sokağındaki 6 No'lu evin mütevazı bir odasına Mozart biraderi gönderdi. Bir dev doğdu o gün o evde. Gökten bir sanat nuru indi o evin üzerine. Bir tanrı mucizesi olan bu dahinin sanat ışığı dünyamızı hala aydınlatıyor..."
Ne oyun ama Müslüman Türk milletinin sırtından kazandıkları paralar ile silkelemek istiyorlar Türk illerini, titretmek hayali kuruyorlar Müslümanları... İstanbul'u işgal özlemlerini de şu alçakça sözlerle dile getiriyorlar; "Konstantinopolis benim olmalı..."
Destekledikleri ve besledikleri yayınlarda yukarıdaki gibi gerçek yüzleri fışkıranlar, saf insanlarımıza ne diyorlardı;
➥ "Önce güneş, hava, su sonra bol gıda gelir, akşama babacığım unutma Ülker getir."
Tabi yerseniz...
Masonların ululadıkları bir diğer Mason Abdullah Cevdet, ülkemize damızlık erkek ithal etmeyi öneriyor, Fransız Masonlarının "Kur'anı kapa, kadınları aç" tekliflerini uygulamaya koymaya çalışıyordu.
Şerefe Ülkerler Şerefe
➥ "Önce güneş hava su sonra bol gıda gelir, akşama babacığım unutma Ülker getir."
Çocukluğumuzda televizyon reklamlarında sıkça bu sözleri dinlerdik. Herhalde bundan sonra reklamlarında "akşama babacığım Ülker yerine Efes getir" sözleri yer alacak. İnançlı saf insanlarımıza alkol satan dükkanların önünden geçmenin ne denli günah olduğu anlatıldı.
İnsanlar hasta çocuklarına bile alkol satan dükkanlardan kızamık şekeri almadı. Dükkanlar ve üretilen gıda maddeleri İslami ve İslami olmayan diye ikiye ayrıldı. Hep belli markalar camilerde belli kesimlerin imamlarınca dikte ettirildi.
Ülker grubu da İslami sermayenin başını çekiyor, ürünlerinde domuz ürünlerini kullanmadığını özellikle vurguluyordu. Alkolünse zinhar yanlarından bile geçmiyordu. Bir gün Efes Pilsen biralarının üretim ve dağıtımını yapan Anadolu Endüstri Holding'in sitesini incelerken ilgimi bir şirket çekti. Polinas isimli bu şirkette Holding hisselerinin olduğunu söylüyor ancak ortaklarını belirtmiyordu. Aynı şekilde Ülker grubu da sitelerinde Polinas adlı şirkette ortaklıkları olduğunu söylüyor, ancak onlar da ortakları hakkında bilgi vermiyorlardı.
23 Eylül 2004 tarihli Ticaret Sicili gazetesini incelerken hiç olmayacak gibi gelen bir durumla karşılaşıyor, Efes Ülker ya da Özilhan ve Ülker ortaklığına rastlıyordum. Ticaret sicil gazetesinde bu ortaklık şu şekilde yer alıyordu:
➥ "Ticaret ünvanı: Polinas Plastik Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi... Merkezi İzmir'de 1378 Sokak No:4/l Kordon iş hanı, Alsancak, adresinde olup, ticaret sicilinin merkez- 57823 numarasına kayıtlı yukarda ünvanı yazılı Şirket'in 26.04.2004 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, Ana sözleşmesinin 4. ve 6. maddelerinin tadil edildiği, yönetim kurulu üyeliklerine;
Sabri Ülker, Orhan Özokur, Murat Ülker, Hüseyin Avni Metinkale, Georg R Wiederkehr, Dan Zelouf, Tuncay Özilhan, Mustafa Uysal, Mahmut Mahir Kuşçulu, A. Cumhur Büyükakıncı
3 yıl için;
Denetim Kurulu Üyeliklerine;
Güneş Yıldız, Ataman Yıldız, Musa Doğan, Ahmet Bal 1 yıl için seçildikleri bildirilmiş tescil ve ilanı istenilmiş olmakla buna dair olan tutanak ve 06.07.2004 tarihli kararın sicile T.t.K.h göre 10.09.2004 tarihinde tescil edildiği ilan olunur. “
Yine aynı günkü genel Kurulda Efes-Ülker ortaklığının 1. derecede imza yetkilileri şu şekilde oluşuyordu;
➥ Sabri Ülker Yönetim Kurulu Başkanı....
➥ Tuncay Özilhan Yönetim Kurulu Başkan Vekili...
➥ Orhan Özokur Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Murat Ülker Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Yener M. Sonuşen Müşavir...
➥ Hüseyin Avni Metinkale Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Georg R. Wıeserkehr Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Dan Zelouf Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Mustafa Uysal Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ Mustafa Kuşçulu Yönetim Kurulu Üyesi...
➥ A. Cumhur Büyükakıncı Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Müdür...
➥ Sadettin Korkut Genel Müdür Yardımcısı...
➥ Levent Sipahi Genel Müdür Yardımcısı...
Özilhan-Ülker ortaklığı tabii ki Polinas ile sınırlı değil, "Nasaş Alüminyum Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nde Sabri Ülker ve Tuncay Özilhan ortaklığının diğer isimleri de şu şekilde yer alıyordu:
➥ Şinasi Çelikkol
➥ Metin Tokpınar
➥ Nuh Kuşçulu
➥ M. Fethi Ağalar
➥ Kamil Yazıcı
➥ Cevat Höbek
➥ Yücel Sayın
➥ Şerif Elçi
➥ Güngör Aydınoğlu
➥ Klaus Von Eichmann
➥ Rene vermeire
➥ Demir Demirgil
➥ Cemalettin Özabacı
➥ İrem Nuhoğlu
Bira
Tüsiad eski başkanı ve Ülkerlerin ortağı Tuncay Özilhan'ın sahibi olduğu Efes birasının reklamlarında, "Dünya karması açıklandı" başlığı altında "Biraullah" ifadesi kullanılarak, Allah'ın ismine hakaret ediliyordu.
Şeriatçı Vakit gazetesi, İBDA-C'nin yayın organı görünümündeki "Aylık" adlı dergilerde bu duruma tepki gösterilirken, Tuncay Özilhan için "Tescilli İslam Düşmanı" deniyordu. Oysa Tuncay Özilhan'ın ortakları arasında yer alan Ülkerler için her iki yayın organından da hiçbir tepki ve hatta eleştiri bile gelmiyordu.
Ülker'e Farklı Görüşten 8 Yeni Akıl Hocası
Murat Ülker, Ülker İstişare Konseyi'nin üyelerini seçti. Murat Ülker'in seçtiği isimlerden bazıları Yahudi, bazıları Mason'du. Bunlar arasında Cumhuriyet Gazetesinin Yönetim Kurulunda yer alan, Alev Coşkun da vardı. Dinci Ülker Cumhuriyet değerlerini savunduğunu iddia eden Cumhuriyet Gazetesi'ne sponsorluk yapmaya başlıyordu. Ülker Silahlı Kuvvetlerden Turhan Özer'i kadrosuna katıyordu.
Oltan Sungurlu, A. Nail Kubalı, Galip Demirel, İlter Türkmen, Rona Yırcalı ve Rıfat Hassan Ülker bünyesine katılan diğer isimlerdi. Gerçi Yahudi cemaatının önde gelen isimlerinden Rıfat Hassan yeni katılmış görünse de yıllardır Ülkerlerin kakao ihtiyacını karşılıyordu.
Böylece; 4 milyar doları aşan cirosu, Başbakan, Maliye Bakanı, gibi ortaklıkları ve değişik ilişkileri ile Türkiye'nin en karmaşık gruplarından biri olan Ülker, Nisan ayında gerçekleştirdiği ve gençlere daha çok sorumluluk verilen yeniden yapılanma sürecinin devamında, ilginç isimleri bünyesine katıyordu:
Ülker grubuna göre; Alev Coşkun, Galip Demirel, Rıfat Hassan, Turhan Özer, Ali Nail Kubalı, İlter Türkmen, Rona Yırcalı ve Oltan Sungurlu, grup faaliyetleri ve yansımalarını takip ederek grubun dış dünyadan nasıl görünüp algılandığını yorumlayacak, şirketlerin aktivite ve ürünleri hakkında yeni fikirler üretecek.
Grupta Nisan 2005'te başlayan yeniden yapılanma, halka açık tek kuruluş olan Ülker Sanayi Gıda'nın başına Ali Ülker'in atanması ile başladı. Onursal Başkan Sabri Ülker'in oğlu, İcra Kurulu Başkanı Murat Ülker ile birlikte çalışacak bir 'İstişare Konseyi' kuruldu, buraya grup içinden Metin Yurdagül ve Necdet Buzbaş atandı. Ülker'den o tarihlerde yapılan açıklamada, konseyin 'ihtisas sahibi' yeni isimlerle güçlendirileceği duyurulmuştu. İşte isimler dün açıklandı. Konsey, İcra Kurulu'nun üstünde değil, Murat Ülker'in yanında yer alacak.
Grup Sözcüsü Metin Yurdagül imzasıyla yapılan açıklamada, Ülker'in İstişare Konseyi'nin 8 yeni üyesinin isimleri sıralandı:
➥ Dr. Alev Coşkun; Turizm ve Tanıtma Eski Bakanı, Cumhuriyet Gazetesi yazarı... İzmir eski Milletvekili...
➥ Galip Demirel; Emekli Vali, Müsteşar, 18. Dönem, Malatya Milletvekili, TBMM İç İşleri Komisyonu eski Başkanı...
➥ Rıfat Hassan; Mason, tüccar, sanayici, Yahudi cemaatinin eski başkanlarından, Akmerkez'in ortaklarından..
➥ Dr. Ali Nail Kubalı; İş adamı, çeşitli şirketlerde genel müdür ve yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Danışmanlık şirketi sahibi...
➥ Turhan Özer; Emekli Koramiral...
➥ Oltan Sungurlu; Adalet ve Milli Savunma Eski Bakanı, 17, 18, 19, 20. dönem Gümüşhane Milletvekili...
➥ İlter Türkmen; Dışişleri Eski Bakanı, Emekli Büyükelçi...
➥ Rona Yırcalı; DEİK, Balıkesir Sanayi Odası, Dünya Odalar Federasyonu (WCF), TEV Başkanı. Çeşitli dernek ve konsey üyesi...
Neler Yapacaklar?
Ülker Gurubu yeni yöneticilerinin neler yapacağını şöyle anlatıyordu:
➥ "Bugüne kadar yapılan toplantılarda grubun AB'ye uyum çalışmalarını gözden geçirerek kurumsal itibar yönetimi değerlendirmelerini yapan ve her ay toplanacak konseyin faaliyet konuları da şöyle belirlendi:
➥ "Ülker Grubu temel politikalarının sosyal sorumluluk çerçevesinde oluşturulması, grup faaliyetleri ve yansımalarının takip edilerek grubun dış dünyadan nasıl görünüp algılandığının yorumlanması, yönetime veri sağlamak ve destek olmak, grup şirketlerinin aktivite ve ürünleri hakkında yeni fikirler üretmek yönünde çalışmalar yapmak..."
Ülker'in Ermeni Ortakları
Ülkerlerin Amerikalı, Alman, Yahudi, Rum ortaklarının yanında Ermeni ortakları da yer alıyordu. Doğan Matbaacılık Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adı altında faaliyete geçirdikleri şirketteki Ermeni ortakları şu isimlerden oluşuyordu:
➥ Dikran Mihran Acemyan
➥ Dikran Acemyan
➥ Fotini Acemyan
Aynı şirketteki diğer ortakları ise; Karabet Kalender, Vahram Serap, Sevim Bardakçı, Sebahattin Saraç, Yener Mehmet Sonuşen'den oluşuyordu.
Ermeni Azeri savaşında Ermenilere Ülker grubundan 18 ton malzeme gönderiliyor, bu malzemenin çikolata olduğu iddia ediliyordu. Savaşın ortasında Azeriler ekmek bulamaz. Bir milyon savaş kaçkını açlık ve sefaletle pençeleşirken, Ermeniler, Ülkerler sayesinde çikolata dağlarına kavuşuyorlardı.
Aynı Ülkerler yıllardır, milliyetçi-mukaddesatçı çevrelerin de en büyük hamileri (koruyucu-kollayıcıları) arasında yer alıyorlardı. Sözgelimi bunlardan biri de Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı'ydı...
Fetullahçıların Abant toplantılarının tertipçilerinden olan bu vakfın ihdas ettiği "Türk Dünyasına Üstün Hizmet Ödülü" Ülkerlere de verilmişti. Abant Toplantılarının değişmez isimlerinden biri de Bülent Arınç'tı. Ermenistan'a uygulanan ambargoyu delmek de Türk Dünyasına üstün hizmetin bir göstergesi olmalıydı!
Ne demişler? “Al gülüm ver ödülüm pardon ver gülüm..."
Dan Cake, Dan Kek, Ya da Dangalak Kekler
Eski adı, Dan Cake Gıda Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi olan ve yağlar ve gıda maddeleri ihracatları grubunda yer alan, 1992 yılında faaliyete başlayan Fresh Cake Gıda Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nde Ülker grubunun ortaklan şu şekilde yer alıyordu:
➥ Richard Handscombe
➥ Sabri Ülker
➥ Orhan Özokur
➥ Murat Ülker
➥ Francis Bon
➥ Necdet Buzbaş
Kamuoyunda yerli ve muhafazakar bir şirket olarak bilinen Ülker reklamlarında Amerikalıları Turkalaştırıyor, ancak bu toplumda Türkleştiriyor gibi algılanması sağlanıyordu. Reklamlardaki Amerikalılar iftar saatlerine Türklerden daha fazla uyarak, nerdeyse bize dini kuralları öğretiyorlardı. Kola Türk üretemeyip Turka imal eden Ülker'in yerli kek olarak lanse ettiği "Dan kek"i İsviçre malı, ismi de yine bir başka yabancı ortağından geliyordu. Dan Cake... Ya bunu yiyen kekler... Neyse biz Ülker'in kek yatırımındaki asıl ortaklarına dönelim:
➥ Steen Knoth Ludvıgsen
➥ Ole Havskov Jacobsen
➥ E. Hessellund Eskıldsen
➥ Ali Enis Çiftçi
➥ Samim Çiftçi
➥ Eric Pironneau
➥ Alparslan Öktener
➥ Francis Cukiermann
➥ Dan Cake
➥ E. Hesselund Eskıldsen
➥ Cemal Esen
➥ Turgut Eker
➥ Hayrettin Ekinci
➥ İbrahim Damlalı
➥ Müfit Özdural
Firmanın Ticaret sicilinde belirttiği iş alanı da şu şekildeydi;
➥ "Dan Cake teknolojisi altında kek ve İsviçre pastası imalatı başta olmak üzere gıda sanayinin her dalında un, katkı maddeleri gibi her türlü hammadde ve malzemenin ithali, ihracı ve pazarlanması başta olmak üzere her nevi gıda madde ve malzemelerinin imalatı, başkalarına yaptırılması, alımı ve satımı, ithali ve ihracı süt ve süt ürünleri hububat ve değirmencilik müstahsalları, salt nişasta ve müstahsalları susam ve yağlı tohumlar, şeker ve şeker mamulleri, kakao ve müstahsalları esasını un, hububat ve nişasta teşkil eden müstahsallar pastacılık mamulleri paketlenmiş taze veya dondurulmuş her türlü gıda maddesinin imali, ithali, ihracı ve pazarlaması başkalarına yaptırılması. Yurt içinde ve dışında faaliyet gösteren gerçek merkezden ve yerinden yönetim esaslarına göre kurulmuş kamu tüzel kişileri ve özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri ile şirket faaliyetlerinin gerektirdiği ölçüde ve her sıfatla gayrimenkul iktisabı ve ferağı da dahil alım satım kira istisna yayım komisyon vekalet hizmet taşıma kefalet müşavirlik müteahhitlik mümessillik bayilik acentelik distribütörlük yapabilir ve hukuka uygun her türlü sözleşmeleri akdedebilir iç ve dış teknik yardım know-how anlaşmaları yapabilir patent ihtira beratı gibi sınai haklar kazanabilir alıp satabilir devredebilir bu hakları ilgili sicillerine tescil ve terkin edebilir gayrimenkuller üzerinde rehin ticari işletme rehni ve ipotek de dahil olmak üzere menkul ve gayrimenkullerle ilgili her çeşit ayni ve şahsi hakları iktisap edebilir başkaları lehine bu hakları tesis edebilir bunları tapu kütüğüne ve ilgili sicillerine tescil ve terkin edebilir üçüncü kişiler için rehin ticari işletme rehni ve ipotek de dahil olmak üzere bu nevi haklan tesis ve tescil ettirebilir şirket lehine tesis edilen rehin ve ipotekleri fekkedebilir sahibi olduğu gayri menkulleri ipotek ve ticari işletme rehin de dahil olmak üzere kendisi veya üçüncü kişiler adına her ne nam ve şekilde olursa olsun teminat olarak gösterebilir ve 23.5.1996 tarihinde tescil edilen tadil mukavelesinde yazılı olan diğer işler."
Hilafet Özlemcisiyle Ortaklık
Müsiad kurucusu ve Başkanı Erol Mehmet Yarar, "Hilafetin Türkiye'den yıkıldığını" söylüyor "ve yine Türkiye'den ayağa kalkacağını" anlatıyordu. Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel hazırladığı Milli Görüş iddianamesinde Erol Yarar'ın da diğer sanıklarla birlikte anayasal nizamı yıkma girişiminde bulunduğunu iddia ediyordu.
MÜSİAD'ın eski Genel Başkanı, Ülker ortağı Erol Yarar'ın (Daha sonraki süreçte Erol Yarar’ın da Sabetayist olduğu ispat edilmiştir. – Akademi Dergisi) Nurcu Zehra Vakfı'nda, Kürt Said'le aynı paralelde yaptığı konuşma bu insanların amaçlarını bir kere daha gözler önüne sermektedir:
➥ "Sancak düştüğü yerden kalkacak.. Bu işin kilidi Türkiye'dir. İslam ümmetinin sancağı buradan kalkacak, Allah'ın izniyle... Hadis-i şerif söyledi arkadaşlar... Hilafet sancağı nereden düşerse oradan kalkacak.
...Bak, hep dünyayı düşündürüyor Allah. Bize öyle vizyon vermiş. Köyümüzü, kasabamızı, bölgemizi değil, dünyayı kavramak, Allah'ın arzından hakikaten, Allah'ın bir halife yaratacağı temsilci... Allah'ı temsil eden, Allah'ın arzını temsil eden bütün yakasını düşünen; kuzey, güney, batı böyle bir kavrayış, Allah lütfetmiş. İşte bunu takip etmek buna göre gitmek, buna göre çalışmak, İşte Zehra vakfı!.... Medreset-ül Zehra'dan çıkan talebelerdir. İnşallah bu vizyonla çıkması lazım. Medresetül Zehra; Allah inşallah Said-i Nursi hazretlerinin o güzel ifadeleriyle buyurmuş oldukları o Medrese-tül Zehra'yı kurmayı ve böyle bir vizyonu bütün bir dünyayı yönlendirecek vizyonu gençlerimize aşılamayı nasip etsin. Bütün temennimiz budur.
Bakalım sancak ne zaman göklere dikilecek?.... Onun içinde Medrese-tül Zehra'nın talebeleri de olacak. Bir bakacağız ki, Allah'ın izniyle İslam Ordusu'nda!..."
Ülkerler, Müsiad kurucusu Erol Yarar ile de otomobilcilik dalında OMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adı altında bir ortaklık kuruyorlardı. Daha sonra buradaki hisselerini Ömer Özargun ile Nadir Haluk Vardar'a devrediyorlardı.
| Ergün Poyraz, “Musa’nın Mücahidi”, Togan Yayınları, Basım yılı 2007
Ülker'in gerçek yüzü | Akademi Dergisi
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bu güne değin en çok tıklanılanlar
-
Gerçek yüzü hızla deşifre olmaya devam eden Ülker, taktik hareketlerle vurguna devam etmek gayretinde. Bunlar koskoca bir mille...
-
Ülker, Türkiye Müslümanlarının yediği en büyük gollerden biri mi? Ülker, Sabetaycılar, Masonlar, Ermeniler ve daha kiml...
-
Yeni Şafak Gazetesi'nde dün Sabri Ülker'i anlatan yazının ardından Odatv yazarı Erroll Gelardin, bir başka Ülker hikayesi ...
-
Karaim kelimesinin kökeni hakkında pek çok görüş ortaya atılmıştır. "Kara" kökenin Arapça okumak, kıraat etmek anlamına gelen...
-
SAĞLAM TEMİZLİK YAPMIŞLAR Bu sayfaların içeriği artık yok, kaldırmışlar. Arama motoruna '' www.bobiler.org ülke...
-
BÖCEKTEN GELEN LEZZET: ÜLKER... İşte böcekten elde edilen ' Karmin ' isimli renklendiriciyi en çok kullanan markalar ve ürü...
-
Akit TV Muhabiri Ali Asım Ağaoğlu, Ülker grubu aleyhinde tweet attığı için gazetesinden kovulduğunu söyledi. Ağaoğlu, sosyal med...
-
İçimizdeki İsrail'in kurumsal gazetelerinden Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar, bugünkü köşesinde, İçimizdeki İsr...
-
Türkiye’deki tek gerçek paralel devlet olan İçimizdeki İsrail’in cemaat gazetelerinin ve televizyon kanallarının resmiyetteki/görünürde...









